Wednesday, January 4, 2006

[FuNLiMiTeD_2002]FW: "Haldun Dormen'le moda üzerine"

 
"Haldun Dormen'le moda üzerine"

"Gizem ve uyumlu kıyafetler, kadın çekiciliğinin püf noktasıdır. Çok kapalı siyah bir elbiseyle dahi seksi ve güzel olunabilir. Gizemin her zaman bir hoşluğu vardır..."
 

Haldun Bey, sizinle en son ‘Olmak ya da Olmak’ kitabı üzerine röportaj yapmıştık.. Röportaj sonrası, Zeynep Hanım'ın meşhur çayını içerken, yeni bir role, karaktere hazırlık evrelerinden de bahsetmiştik. Şimdi yine o konuyla başlamak istiyorum. Bu süreçte rolünüze hazırlanırken kıyafet belirlemelerinden biraz konuşalım mı?
Kıyafet, tiyatroda da, sinema ya da televizyon dizilerinde de çok önemli.. Kıyafet ilk anda o karakterle ilgili çok önemli ipuçları ve fikirler veriyor... Yani çok sofistike bir adamı oynadığınız zaman eğer üzerinizde abuk sabuk bir kıyafet olursa, sizi sofistike olarak kabul etmeleri bir hayli zor oluyor ve zaman alıyor.... Ama tam tersi, sallapati bir adamı oynuyorsanız o zaman da çok şık giyinmemelisiniz.. Bence, tiyatro ve televizyonda ilk önce kılığınız ve kıyafetinizin sizin hakkınızda bir görüş vermesi gerekiyor... O yüzden de en önemli şeylerden biri....

Aynı şey elbette sitkom için de geçerli...
Tabii tabii.. sitkomlar da da çok önemli. Ben mesela, Dadı’da bir garsonu daha doğrusu tuhaf bir garsondu, uşak diyelim, -gerçi uşaktan başka herşeye benziyordu- çok ukalaydı. Ona buna karışıyordu, patronuna zaman zaman karşı çıkıyordu. Onda mesela ben yelek kullandım, sürekli yelekleri değiştiriyordum, çıkartıldığında daha normal bir görünüm sağlıyordu çünkü...

Kitabınızda genç oyunculara ışık tutacak bilgiler veriyorsunuz. Usta oyuncularla ilgili bilgilerin yanı sıra provalar, ışık gibi mesleki bilgiler de yer alıyor. Peki karakter incelemesinde kostümlerle ilgili verdiğiniz öğüt nedir?
Kıyafetler o kadar önemli ki.... Örneğin ben ‘Olmak ya da Olmak’ta bir şey anlatıyorum: Diyelim tiyatro sınavına giriyor genç yetenekler, ‘Romeo ve Juliet’ de Juliet’i oynuyor ama ayağında kocaman bir postal. O kızcağızı Juliet olarak kabul etmekte bir hayli güçlük çekiyoruz.. Yani düşünsenize, ayağında postal olan bir Juliet! Ne kadar iyi oynarsan oyna, mutlaka karaktere uygun bir kıyafet seçimi yapılmalı.

Oscar, Cannes, Bafta, gibi kabul gören organizasyonlarda ‘Kostüm Tasarımı’ ödülü de var. Dünyada bunu gerçekten başarılı yapan, konu ile birebir bütünlüğü sağlayan ülke hangisi sizce? Biz hangi durumdayız?
Valla bizde şimdi çok çok iyi. Geçenlerde 4.Murat'ı seyrettim, kostümler muazzam. Yanımda da İsveçli tiyatrocular vardı. Onlar da hayretlerini gizleyemediler. Yani ben tabii tarihsel doğruluğunu çok iyi bilemem, belki yanlışlar vardır -ki zannetmiyorum- hayranlıkla izledim.

Bizim ‘Kantocu’ oyunumuz 1923’te geçiyor. İnceleyin 1920’leri, Cumhuriyet sonrası dönemi anlatıyor, tabii teatral anlatım söz konusu ama, tarz 1920’ler. Erkek ve kadın kıyafetleri araştırıldı ve o döneme uygun hazırlandı..

Bu arada benim gerçekten de son yıllarda en çok etkilendiğim, hem dekor hem kostüm hem de prodüksiyon bakımından ‘Lion King’, yüz üzerinden beş yüz alır bence..

Peki gelelim sizin kıyafet seçiminize, tarzınıza... 60’lar mesela... Konfeksiyonun bu denli gelişmediği, çeşitlilik göstermediği yıllar...
Ben çok şık değil de, gerektiği gibi giyinmeye çalışıyordum hep. Hala da öyleyimdir ama şık olduğumu söylüyorlarsa da ne mutlu bana. Daha çok renk uyumuna dikkat ederim. Evimde de öyledir. Çarpıcı renklerden kaçınmam, ama uyum benim için daha önemlidir.

60’larda mümkün olduğunca şık giyinilirdi. Şapka modası vardı. Eskiden Beyoğlu'nda her köşede bir şapka dükkanı vardı. Şimdi kaldı mı bilmiyorum, galiba bir tane var. Beyoğlu’na kravatsız çıkmayı aklımıza bile getiremezdik. Biz kravatlı olurduk hep. Şimdi çok önemsenmiyor. Dün akşamki galayı düşünün; süveterli insanlar bile vardı. Smokinli olanlar da vardı ama süveterli olanları da gördük. Bence, böyle bir galaya bir prömiyere insanların biraz daha özen göstermesi gerekiyor. Yani oradaki oyuncuya ya da ev sahibine saygıdır. İlle kravat olsun demiyorum ama resmi bir havada olması gerek.

Dormen Tiyatrosu’nda bu vardı. Son günlerine kadar akşamları insanlar kılık kıyafetine dikkat ederdi. Bu değişim ya da ilgisizlik sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da var. Bir galaya gitmiştim; smokinle, tuvaletle olanlar da vardı ama önde oturan adam blucinle ve çıplak ayaktı.

Bakın şimdi de dikkatimi çekti: Yelekten vazgeçmiyorsunuz sanırım...
Yeleği seviyorum, beni şişman göstermiyor. Gizli bir amacı var yani.

Popstar yarışmasında da hep takım elbisenizin içinde yelek vardı.
Evet, ama onlar takımı tamamlamaya yarıyordu. Yani hem kıyafeti bütünlesin, hem de bir işe yarasın diye kullanıyorum hep.

Var mı başka vazgeçmediğiniz?
A evet, mendil takarım muhakkak. Aykırı renkte ama, renk uyumunu sevdiğim halde farklı renk olsun isterim. Yani mavi gömleğe mavi mendil takmam da, kırmızı takarım mesela. Daha farklı ve çarpıcı renkler...

Günlük yaşamınızda spor giyiniyorsunuz.
Evet hep bu şekildeyim. Spor ve rahat. Zaman zaman fular takıyorum. Yıllarca blucin giymem diye tutturdum ama giydim. İlk çıktığında giymezdim, yayılmaya başladığında inat ettim ve yıllarca giymedim. Şimdi çıkalım sokağa, on pantolondan dokuzu blucin.

Fulardan dolayı mı acaba ‘Haldun kont gibiydi’ derler?
Evet, fuların etkisiyle galiba... Ama Hıncal Uluç da vazgeçmiyor mesela.

Benim mesela 17 yaşımdan beri kullandığım bir ceketim var ve ne atmaya ne de birisine vermeye kıyamıyorum. Sizde var mı böylesi bir durum?
Var. Beyaz bir fularım var mesela, bana hediye edilmişti, sürekli kullanmasam da atamıyorum. Zaten hediye olduğu için de önemli. Mesela en son Hollanda’da bir çekimde kullandım ve fular oradakilerin de çok hoşuna gitti. Kibar bir Türk mafyasını oynuyordum, kıyafet de ona göreydi.

Seyahat bavulunuzun içinde illa ki ne olmalı?
Bir takım elbise mutlaka koyarım. Oluyor bazen, hiç beklemediğimiz şekilde bir vali ya da bir milletvekili davet ediyor, Bodrum’a gitsem bile ne kadar spor kıyafet alırsam alayım, muhakkak bir acil durum takım elbisesi oluyor bavulumda. Hatta genç öğrencilerime ya da asistanlarıma da tembih ederim, ‘Mutlaka yanınıza kravat ve takım elbise alın.’ diye.

Gardrobunuzu açsak gözümüze en çok ne çarpar?
Renkli gömleklerim herhalde, beyaz rengi de kullanırım ama, renk çok sevdiğim için daha çok maviler, pembeler hakim benim dolapta.

Popstarda kim giydiriyordu sizi?
Sarar'dan geliyordu.. Onun için herhalde dünyada en fazla smokini olan adam benimdir. Her bölüm ayrı smokinim oluyordu, çok memnundum, çok naziktiler, fikir alıp verdiğimiz çok oluyordu, hatta bazılarında ben kumaşı çok beğeniyordum, onlar benim için dikiyorlardı.

Yeni neslin erkek modası?
Bazıları bana çok feminen geliyor, ama renk konusunda karşı da değilim. Ben de sevdiğim için, herhalde Türkiye’de ilk pembe gömleği giyen ben olmuşumdur. Daha 60'lı yıllar, hatta alsam mı almasam mı diye çok düşündüm. Paris’te görmüştüm, pembe bir gömlek ve pembe bir süveter. Sonra aldım ve giydim. Belki de ilklerden biriydim.

Türkiye’ye geldiğimde beni çok rahatsız eden bir şey vardı: İnsanlar gayet şık giyiniyorlardı, lacivert ya da siyah takım elbise, beyaz gömlek ve siyah ayakkabı ama beyaz çorap... Maalesef siyah çorap giyilmiyordu ve bu beni çok rahatsız ediyordu. Ne kadar yanlış bir şey. Hani smokinin altına bazıları lastik ayakkabı giyiyor, inan bu bile beni bu kadar rahatsız etmiyor.

Sizin yaş grubunuzla sohbet ederken artık kadınların giyiminde gizem kalmadığı söyleniyor hep. Küçücük bluzlar, elbiseler...
Gizem... Ben hoş olunca, uyum varsa seviyorum. Bir tek açık göbekten çok rahatsız oluyorum; çünkü o insanlar bir kere hastalanma tehlikesiyle karşı karşıya. E bir de estetik değil, hele kilolu ise yağlar fışkırıyor; o zaman çok çirkin oluyor. Niye böyle giyiniyorlar anlamıyorum. Çok kapalı siyah bir elbiseyle de seksi ve gizemli olunabilir. Gizemin her zaman bir hoşluğu vardır. Sahnede ve hayatta doz çok önemli. Makyajda da, giyimde de.

Genç asistanınız Gazi’ye bir soralım bakalım hangi konularda titizsiniz....
Gazi:
Mesela, kirli sakal modası vardır ya, Haldun Hoca'nın öğrencisiyseniz, ya o modadan ya da yeni çıkan modadan faydalanamıyorsunuz.. Hep bakımlı ve tıraşlı istiyor bizleri. "Her an bir toplantı olabilir, misafir gelebilir, ya da bir teklif alabilirsiniz. O yüzden tıraş kesinlikle olmalı." der.

Öğrencisiyseniz, ilk senelerde kıyafetle ilgili önerileri ya da kuralları vardır; ama sonraları zaten öğreniliyor da. Haldun Hoca zaten tarzı gereği söylemez. İndirekt yollardan anlatır, anlarız biz de. Ama bence kesinlikle Haldun Hoca son derece şık.. Kesinlikle!

Spor yapabiliyor musunuz?
Spor yapamıyorum. ama ben çok şanslıyım, çok yemek yerim ama çok fazla kilo almıyorum. Almaya başlarsam da yememe içmeme çok dikkat ediyorum.

Peki Şile’deki evdeyken yürüyüşler?
Orada yürüyüş yapamıyorum, yapamamamın sebebi de hep misafirim olması. Onlarla ilgileniyorum, ama bahçeyle uğraşıyorum, yani yine hareket halindeyim.

Yardımcınız Zeynep Hanım sizin titizliğiniz konusunda şikayetçi midir?
Yok hiç öyle takıntılarım, huysuzluğum yoktur. Titizliğim de yoktur. Ama ben yemek yerken çok aceleci olduğum için çok döküp saçarım. Rahmetli Ayfer Feray derdi ki; "Senin tek bir elbisen olsa, dünyanın en pis adamı olurdun." mutlaka döküyorum üstüme başıma.

Yelek ondan olabilir mi? Tedbir?
Olabilir valla, ama yine de gömleklerim üstüm başım hep batar.

Kadınca felaketler vardır ya, mesela aynı kıyafetle bir galada karşılaşmak...
Biz de sevmeyiz aslında; yani aynı takım elbiseyi ya da kravatı giymiş iki kişiden biri olmak istemem açıkçası. Gençliğimde büyük bir olay olmuştu: 1960'larda Moskova Film Festivali’nde galiba, Sophia Loren ve Gina Lollobrigida aynı elbiseyi giymişlerdi. Düşünsene iki ünlü ve ikisi de konuk olarak orada ve Christian Dior'du sanırım yapan modaevi. Aynı elbiseler... Belki de reklam amacıyla yaptılar, ama kıyamet kopmuştu. Aynı renk, aynı tasarım... Hoş bir süpriz değil tabii...

Sizin tarzını beğendiğiniz kimler var?
Gülriz Sururi mesela gayet dikkatli ve uyumlu, güzel giyinir. Filiz Akın da gayet şık ve güzel giyinir. Erkeklerde bankacı Hamit Belli vardır, dostum ve arkadaşım, İzzet Günay çok şık giyinir.

 

Bir usta oyuncuyla bir moda sohbeti burada sona eriyor... Kendisine çok teşekkür ediyorum.
 



Selda GÜLAY - MODATURKİYE.COM



==
*TaKLiT,TaKDiRiN eN SaMiMi iFaDeSiDiR.. BuTuN TaKLiTLeRiMiZe, Te$eKKuRLeRiMiZLe*
http://www.egruplar.com/portal/grup_read.asp?id=155
==
SIKI DoSTLaRiMiZ:
*~* GULBEN ERGEN FANCLUB *~*
www.gulbenergenfanclub.com
GOCEK BOCEGI MUYAT:
groups.yahoo.com/group/hilkat
CANIM KOM$UM YANi:
groups.yahoo.com/group/yanis
DJ TUNCH VE ARKADA$LARIYLA KALITELI EGLENCE:
groups.yahoo.com/group/bahtsizdeve
MAILLERINIZI TIARA'YLA SUSLEYIN:
groups.yahoo.com/group/tiarastags
FIRESTARTER'LA POSTAKUTUNUZ ALEV ALEV:
groups.yahoo.com/group/MissBaby/
groups.yahoo.com/group/SeXium/
groups.yahoo.com/group/YAVRULAR-2
==
Bize katilmak icin funlimited_2002-subscribe@yahoogroups.com adresine bo$ ve konusuz bir mail atin, gelen maili reply edip bi$ey yazmadan gonderin

==
Funlimited sanal alemin garip rekabet ve hirslarindan uzak, uye sayisina degil sadece uyelerine kaliteli ve duzeyli bir ortam sunmaya odakli, internet ortaminda cok sevilen, hep ornek alinan/taklit edilen, interaktif & samimi bir eglence ve payla$im grubudur.. lutfen a$agidaki grup kurallarini dikkate aliniz

*DAHA ONCE BA$KASI TARAFINDAN GONDERILMI$ MAILLER, maillerden yerli yersiz alinmak, terbiye/ho$goru sinirini a$an tarti$malar, toplumun hassas oldugu konularda ki$kirtma ve propaganda, diger yuzlercesinden bir farki olmayan resimler, ic karartici yazilar, ozel gun ve kutlamalarda kuru/birbirinin ayni mesajlar, internette aranabilicek bi$eyi ille gruptan istemek, kaynagi/dogrulugu belirsiz bilgiler burada kabul gormez.

*Esprili/sanatsal erotizm serbest. Konu kismina uyari koyarsaniz istemeyen bu mailleri acmadan silebilir

*Mailiniz yayinlanmami$sa bu maddelerden birine takilmi$tir, lutfen israrci olmayiniz. Grubumuzun tarzi tarti$maya acik degildir, kurallar kimseye ayrica ozel olarak aciklanmayacaktir, sorun cikaranin grupla ili$kisi kesilir

==
Ayrilmak icin katilma i$leminin aynisi $u adrese:
funlimited_2002-unsubscribe@yahoogroups.com




YAHOO! GROUPS LINKS




0 Comments:

Post a Comment

<< Home